‘’Mekke’de Hacılar Hu Der Allah’’ Üzerinde Kopan Fırtına!

Yayınlama: 10.03.2026
A+
A-

Son günlerde bir ilahi etrafında kopan ya da kopartılan fırtına, ülke sınırlarını dahi aşacak bir boyuta ulaştı. İlahi, 21 yıl önce tasavvuf sanatçısı Abdurrahman Önül’ün bestesi ve icrasıyla ortaya çıktı. Zaman içinde farklı sanatçılarca da seslendirilen eser, özellikle Hac ve Umre’ye gidenler arasında yaygınlık kazandı. Hareketli ritmi sayesinde halk arasında da ilgi görüyordu.

Samsunlu Celal Karatüre ve arkadaşlarının ilâhi eşliğinde çektikleri görüntüler, çeşitli sosyal medya platformlarında farklı konseptlerle paylaşılmaya başlayınca kısa sürede trend oldu. Ardından birkaç öğrenci grubunun benzer görüntüler yayımlaması, ilâhinin Cübbeli Ahmet Hoca gibi fenomen bir vaizin karşılanmasında okunması ve Cübbeli’nin buna yönelik hoşnutsuz jestlerinin sosyal medyada geniş biçimde dolaşıma girmesiyle birlikte, bu trend adeta bir fırtınaya dönüştü.

İktidara muhalif kanatta yer alan gazeteci Özlem Gürses, ilâhinin anlamından koparılarak reklam malzemesine dönüştürülmesini —kimi esnaf ve işyerlerinin tanıtım videolarında kullanılmasını ve ilâhinin içeriğiyle doğrudan ilgisi bulunmayan çeşitli konseptlerde paylaşılmasını da buna örnek göstererek— “sığlık” olarak nitelendirdi. Bu çıkışın ardından sosyal medya ve bazı televizyon kanallarında lehte ve aleyhte hakaretvari yorumlar yükseldi. Olay, basit bir trend olmaktan çıkarak siyasi ve kültürel bir tartışmaya evrildi.

Bu olayla eş zamanlı olarak, 168 yazar, sanatçı, akademisyen, gazeteci ve çeşitli oda temsilcisi tarafından kaleme alınan “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bildiri kamuoyuyla paylaşıldı. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise, “Bu bildiri, bizim Ramazan etkinlikleriyle ilgili genelgemize karşı yapılmış ve milletimizin inancını özgürce yaşamasına tahammül edemeyenlerin hezeyanıdır.” diyerek bildiri hakkında dava açacaklarını söyledi.

Bildiriye ve ilâhi etrafındaki eleştirilere yüksek tonlu bir üslupla önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katılınca, mesele ilâhinin “sığlık” tartışmalarının çok ötesine taşındı.

Birçok meselede olduğu gibi bu olayda da toplum adeta ikiye yarıldı. Laiklik, ilâhi ya da Millî Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan genelgesi üzerine serinkanlı değerlendirmeler yapmak neredeyse imkânsız hâle geldi. Hakikat, sembol, özgürlük, eğitim ve pedagoji gibi kavramlar, siyasetin ve iktidarın gürültüsü içinde anlam kaybına uğradı.

Peki biz gerçekten ilâhiyi mi savunuyoruz, yoksa kendi kimlik konforumuzu mu? Tepkiler çoğu zaman meselenin özüne değil, tarafların konumuna göre şekilleniyor. Oysa bir ilâhi üzerine konuşurken bile bu kadar sertleşebiliyorsak, mesele müziğin ritmi değil; zihinlerimizin gerilimidir.

Ramazan’ın manevî ikliminde iktidar erkinin de devreye girmesiyle geçici bir suskunluk sağlanmış olsa da, bu gerilimin sona ermesi pek mümkün görünmüyor. Aslında ortada bir tartışma da yok; daha çok karşılıklı mevzi kazanma çabası ve “haddini bildirme” refleksi var.

Bir ilâhiden ve pedagojik açıdan değerlendirilmesi gereken Millî Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan Genelgesi’nden ideolojik bir cepheye savrulan bu süreç bize şunu hatırlatıyor: Sembol büyüdükçe hakikat küçülüyorsa, kaybeden sadece taraflar değil, düşünme imkânımızdır.

Çünkü sembol, anlamı taşıması gerekirken kimlik göstergesine dönüştüğünde, artık hakikati işaret etmez; sadece tarafları işaret eder. Ve taraflar büyüdükçe, düşünce daralır.

Hüseyin BAY

Bir Yorum Yazın

Yorumu Cevapla [ Yoruma cevap yazmaktan vazgeç ]

Ziyaretçi Yorumları - 2 Yorum
  1. Özge Kaykısız borekcigil dedi ki:

    Bence çok güzel yazı olmuş..Bir dinimiz ilahi üzerinden genclerime aktarilacaksa ve dinimiz ogretilecekse bama göre güzel bir şey ben bunda olumsuzluk gormuyorm..Hatta güzel bir fikir diye dusunuyorm..Çünkü gençlerimiz muslumaniz diyor ama yerine getirmiyor..Oruç tutmayabilirsn namaz kılmaya bilirsn ama ismin şartlarına saygı duymamız gerekir..saygı sevgi de bitmiş insanlarda bu da beni çok üzüyor gerçekten..Bu konuyla alakalı çok şey yazmak isterim ama haddini aşmak istemem..Hayırlı ramazanalr

  2. Sibel Senocak dedi ki:

    Hocam nokta atışı olmuş insanlar nedense dini terimleri dini davranışları tehdit görmeye başladılar ne zaman bu kadar özümüzden uzaklaşıp rahatsız olacak kıvama geldik.