Buraya genel olarak bilgi yazısı paylaşmaya ve kişilere uygulayabilecekleri tavsiyelerde bulunmaya çalışıyorum. Bu hafta yine öyle yapacağım ama bu sefer içerisinde biraz eleştiri de olacak. Maalesef ki toplumumuzda özellikle yaşadığım coğrafyada eleştiri denilince akla hemen “kötü düşünce”, “yargılama”, “kötü niyet” gibi şeyler gelir. oysa eleştiri kadar insanı geliştiren ve yenileyen çok az şey vardır. Tabi dozunda ve üslubunda olmak şartıyla…
Benim bu seferki eleştirim Afyon’daki sahte yüzler ve sahte ilişkiler üzerine. Bunu söylüyorum çünkü artık çevremizde çok sık şahit oluyoruz. Birinin yanlış yapmasını pusuda beklemek, yapılan yanlış sonrası hemen büyük konuşmalar, büyük yargılamalara girişmek, bir diğerinin de iyi veya başarılı olmasından ziyade sadece kendi başarılarını ve işlerini önemseyen bencil kültür… Bunların yanı sıra bir de gruplaşmalardan bahsedebilirim, tekelleşmelerden. Eğer şunların yanındaysan kötüsündür ama şu gruba/topluluğa mensupsan seni yüceltiriz. Neden sadece “Ben” olma kimliğim ya da kendi mesleki, sosyal kimliklerim bir şeyleri yapmak istememe yetmiyor. Neden ben sadece kendim olarak şehrimin bir kurumunun kapısını çaldığımda ismimin önünde ya da arkasında bir siyasi, belirli bir grup, belirli bir soyad kimliği taşımam gerekiyor. Nedeni konusunda bir öngörüm var tabi ki. Çünkü bizler artık bu toplumda ‘mış’ gibi yaşıyoruz. Yardım yapıyor’muş gibi görünme, yararlı bir faaliyet yapıyor’muş gibi görünme, iyi anlaşıyor’muş gibi görünme, orada buraday’mış gibi görünme… Nicelik çok, nitelik yok. Bunların sonrasındaysa koca bir içi boş insanlar. Büyük ve önemli gözüken ama içinde biraz bile erdem, ahlak, faydacılık bulunmayan.
Ne yapabiliriz peki? Daha dolu, daha niteliksel, daha objektif ve tarafsız, daha hakkaniyetli bir toplum için ne yapabiliriz? İlk olarak küçüğünden büyüğüne “Erdemli İnsan” olma kavramının anlamını ve gerekliliklerini herkese öğretmeliyiz. Sonrasında faydalı işleri ve bunu teşvik edeni ödüllendirmeliyiz. Bu ödül daha çok maddi değil bir onurlandırma, insanlar tarafından saygı olabilir. İnsanın insana saygı duymasını öğretmeliyiz. Yaşadığımız ilde insana dair projeler üretmeli ve ürettirmeliyiz. Projeler çerçevesinde sadece insanlık için kurumlar, siyasiler, şuralılar, buralılar olarak birleşmeli ve bunu örnek olarak toplumumuza göstermeliyiz. Kendi çıkarımızdan önce toplumumuz ve insanlığın çıkarını gözetmeliyiz. Her şeyden önemlisi de mutluluğu, mutlu olmayı öğrenmeliyiz. Çünkü günümüzde koca bir mutsuz nesil yetişiyor. Mutsuz insan ne kendine ne de başka bir şeye yarar sağlayabilir. Mutluluk ve erdemli yaşam için yapılması gerekenleri planlamaya davet ediyorum herkesi. Yardım ve destek isteyen, yolunu çizmek isteyen herkes için de desteğe hazırım! Beraber toplumumuzu kurtaralım!
Psikolojik Danışman & Aile Danışmanı
Tuba Çavaş
Çok güzel bir tespit hocam aidiyetlik olsun diye kendi kimliğimizi kaybediyoruz kaba bir tabirle insanlara gebe oluyoruz çok yazık malesef sadece Afyon a özgü değil her şehir de görebiliyoruz.Yazı nokta atışı olmuş emeğinize saglık.